Seyyid Battal Gazi ve Külliyesi

Seyyid Battal Gazi

Seyyid Battal Gazi Hazretleri’nin Anadolu’nun Türk/İslâm kimliği kazanmasında ve bu topraklarda yeni bir medeniyet yapısının kurulmasında çok özel bir yeri ve önemi vardır. Seyyid Battal Gazi hem korkusuz bir cengâver hem de ilim ve güzel ahlakın timsali örnek bir kişiliktir. Yüzyıllar boyu fethettikleri coğrafyalarda imanın, ahlakın, adaletin temsilcisi olarak hükmetmiş fütüvvet ehlinin rol modelidir. Seyyid’tir, yani Peygamber efendimizin soyundandır. 740 yılında Bizans’a karşı savaşırken şehit düşmüştür. Şehit düştüğü yerde defnedilmiş ve bu makam Hoca Ahmet Yesevi’nin işaretiyle başta Hacı Bektaş-ı Veli olmak üzere Horasan erenleri tarafından bir çerağ olarak bellenmiş, bir hareket noktası kabul edilmiş ve başta Anadolu olmak üzere çok geniş bir coğrafyada Horasan irfanının yayılmasına vesile olmuştur.

Külliye

Seyyid Battal Gazi nin kabri bir rüya sonucunda bulunur. I. Alâeddin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun buraya önce bir türbe, ardından cami yaptırır. Günümüzdeki külliye türbe etrafında şekillenir. Osmanlılar, türbe ve camiye medrese, imarethane, tekke ve dergah eklemişlerdir. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren II. Beyazıt ve Sultan I. Selim tarafından tamir edilen yapılar eklentilerle zenginleştirilir. Kanuni Sultan Süleyman, İran’a karşı yaptığı seferler sırasında Seyitgazi’yi ziyaret eder, külliyeye bazı ilaveler yaptırır. Irak Seferine minyatürü yaptırır. IV. Murat ise Revan Seferi sırasında buraya bir kervansaray yaptırır.

Seyitgazi, İstanbul-Bağdat-Hicaz yolunda yer alır ve hac yolculuğuna çıkanların da konaklama noktası olur. Bu durum dini anlamda Seyitgazi’nin önemini artırır.

Külliye, medresesi ile İslami ilimlerin öğretildiği merkez olur. Külliye, önce Kalenderi dervişlerinin, sonra Bektaşiliğin merkezi haline gelir. Rivayet odur ki Hacı Bektaş-ı Veli külliyeyi ziyaret eder ve Orhan Gazi’den burayı imar etmesini ister. Orhan Gazi, bin adet ev halkı oturarak Seyitgazi’yi büyütür. Bu vesile ile külliye Bektaşilerin önemli bir ziyaretgâhı halini alır. Seyyid Battal Gazi veli, gazi ve seyit sıfatlarıyla her mezhep ve tarikattan bütün Müslümanların oldukça değer verdiği birleştirici bir isim olur.

1. ZİKİR ODASI

Genç dervişlerin bir araya gelip sabaha değin zikrettikleri zikir odasının 1511’de inşa edildiği söylenebilir.

 

2. KIRKLAR ODASI

Kırklar Meydanı, adını Hz. Fatıma’nın evinde yapılan geleneksel toplantılarda yer alanlardan alır. Bektaşilerin dini eğitimi ile bağlantılıdır.

 

3. HALİFE MEYDANI

Ayin’i Cem denilen dini törenlerin yapıldığı yerdir. Burada halifeye ait bir post ve taht bulunur. Tarikatın halifesi oturur ve törenleri idare eder.

 

4. FIRIN

Bu bölümde iki fırın var. Fırınlar kubbeli odanın doğu tarafından yerleştirilmiş. Bunun yanında bir ocak, kuzeydeki duvarda da başka bir ocak bulunuyor. Ekmek evinin avluya bakan duvarında kırmızı renkli yazmada; ‘Muhammed, Kutbü’l-arifin Seyyid Battal Gazi, ya Ali, Allah, Muhammed’ yazıyor. Ekmek evinin sadece kubbeli kısmının altında bodrum var. Külliyenin inşa edildiği tepenin eğimi nedeniyle kuzey tarafındaki birimlerinin altına bodrumlar yapılmış ve bu durum 15. ve 16. Yüzyıl külliyeleriyle karşılaştırıldığında tektir.

 

5. AŞEVİ (İMARET)

Külliyedeki kişilerin yiyecek ihtiyacını karşıladığı gibi, çevredeki yoksul insanların da ihtiyacını gideren aşevinde 8 adet ocak bulunuyor. Evliya Çelebi, büyük iki ocakta su kaynatıldığını, diğerlerinde ise yemek pişirildiğini gördüğünü yazar. Aşevi kubbe ile örtülüdür. Ocakların bacalarının uzunluğu kubbeyi geçer. Yavuz Sultan Selim yapıldığı belirtilir.

 

6. MEDRESE

Kanunu Sultan Süleyman döneminde yapıldığı belirtilir.

 

7. ÇOBAN BABA TÜRBESİ

Seyyid Battal Gazi’nin mezarını bulan kişi olarak bilinir. Halk arasında Kutluca Baba olarak da adlandırılan, kimliği söylenceler üzerine kurulan Çoban Baba, yine bir söylenceye göre koyunlarının sık sık toplandığı ve mucizevî bir ışık gördüğü yeri Seyyid Battal Gazi’nin mezarı olarak Ümmühan Hatun’a bildirir ve buranın türbe olmasını sağlar.

 

8. SEMAHANE (TÜRBEDAR ODASI)

Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde mescit olarak yapılan bu bölümün daha sonra türbedar odası olarak kullanıldığı belirtilir. Türbedarlık o dönemde bir makamdır. Semahane de dervişlerin dini musiki eşliğinde semah döndükleri yerdir.

 

9. ÇİLEHANE

Allah’a ulaşma yolunda dünyevi arzulardan uzak, çile ve cefa çekilen gün ışığı ve aydınlıktan mahrum küçük mekândır.

 

10. KESİKBAŞLAR TÜRBESİ

Burada 1958 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında geçmişleri ve kimlikleri bilinmeyen başsız 7 adet ceset bulunur. Bundan dolayı halk arasında ‘Kesik Başlar’ olarak adlandırılır. Araştırmacılardan bazıları bu bölümü, Türklerin Anadolu’ya gelişinden sonra ve eski bir kültürün kalıntısı olarak doğan ve diğer coğrafyalara yayılan kesik baş kültürüyle ilişkilendirilir.

 

11.MESCİD (CAMİ)

Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1207-1208 tarihinde yaptırılır.

 

12. MİHALOĞLU AHMET VE MEHMED BEYLERİN KABİRLERİ

Mihaloğlu Ahmed ve Mehmed Beyler, Seyyid Battal Gazi Türbesi’ne ek binalar yaptırmışlardır. Mehmed Bey, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde önemli bir akıncı birliğinin komutanıdır. Külliyelerdeki kitabelerde de adı geçer. Ahmed Bey de bir akıncı komutanıdır.

 

13. SEYYİD BATTAL GAZİ TÜRBESİ

Türbenin kitabesinde şunlar yazılıdır: ‘Mürşidler seyidi, gaziler başkanı, cihanın sahibi, kendisine sığınılan ulu peygamberin sülalesinden, merkadi; dünya ve ötesinin ziyaretgâhı olan ulu zatın türbesidir. Bu türbeyi büyük insan ve zamanın âlisi sıvattı. Allah bu türbenin tarihi için şunu ilham etti; Allah onu cennetin en yücesi ile müşerref etsin. Burayı Mihaloğullarından Ali Bey bina etti ve sıvattı Allah azizliğini daim etsin’ cümlesi ebced hesabı ile kitabenin ve tamirin tarihini verir ve bu tarih 1464’e, Fatih Sultan Mehmed dönemine denk düşer.
Türbe içinde Battal Gazi ve Kral Kızı Elenora’nın sandukaları bulunur. Battal Gazi’nin 5.5m uzunluğundaki sanduka boyu kişiliğine, büyüklüğüne atfendir. Elenora’nın Battal Gazi’nin eşi veya sevgilisi olduğu tartışmalıdır.

 

14. MEDRESE

Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda önemli bir rol oynayan, yeni derviş akını ve Seyyid Battal Gazi’nin savaşçı kişiliğinin dervişlerce kolaylıkla kabulü Seyitgazi’de zaviye kurulmasına neden olur. Arşiv belgeleri, 1556-1559’da medrese kurulduğunu gösterir. 13. Yüzyılın medresesi, 14. Ve 15. Yüzyılda Han-gah’a dönüşür, 16. Yüzyıldan sonra yeniden medrese, 20. Yüzyılın başlarında ise askeri depo olarak kullanılır.

 

15. AYNİ ANA (KADINCIK ANA) TÜRBESİ

Valide Sultan Ümmühan Hatun’un nedimesidir. Selçuklu sarayına mensup olup Ümmühan Hatun’un hayatında önemli bir yeri vardır.

 

16.ÜMMÜHAN HATUN TÜRBESİ

Ümmühan Hatun, 1. Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi, 1.Alâeddin Keykubat’ın annesidir. Konya’da vefat eder ve vasiyeti gereğince oğlu Keykubat tarafından naşı Seyitgazi’ye getirilerek yine kendisi tarafından inşa ettirilmiş medreseye defnedilir. Türbede Ümmühan Hatun’un ölüm tarihine veya kendisine ilişkin yazılı hiçbir bilgi bulunmuyor.

 

Pin It on Pinterest

Share This